
EROS
İnsanlar hunharca aşık oluyordu. Herkes, ama herkes aşık oluyordu. Karadan, denizden ve havadan donanmalar harekete geçti; gezegen tehdit altındaydı. Herkes duvarlara aşkını yazıyordu. Facebook, Twitter gibi sosyal ağlar aşk mesajlarıyla dolup taşmıştı. Birleşmiş Milletler olağanüstü bir heyet toplayıp durumu görüştü. Bir şeyler yapmalıydılar, bu çılgınlığa bir son vermeliydiler. Tüm dünyanın imamları, papazları, hahamları ve diğer din alimleri Roma’da toplanıp gizli bir görüşme yaptılar. Aşk tanrısı Eros gerçeği insanlara duyurmalıydı. Dualar edildi, ateşler yakıldı, ayinler yapıldı. Nihayet işe yaramıştı, Eros yeryüzüne indi. Tüm aşıklar onu izliyordu. Çok kısa konuştu Eros:
“Bugüne kadar siz insanları kandırdık. Bu tanrılar arasında bir iddia ile başladı ve açıkçası hepsi Hades’in başının altından çıktı. Zamanla insanları örgütledik. Şairleri, yazarları, bestecileri ve senaristleri ikna ettik; bu yalan sayesinde harikulade eserler yayınlandı. Yalnız bugün görüyorum ki siz insanlar, bu aşk denen tatlı ve çocuksu oyunu fazla ciddiye alıp bokunu çıkarmışsınız. Buna daha fazla gönlüm el vermez. Bu yalana artık son verme zamanı gelmiştir.”
Bunları söyledikten sonra ok ve yayını yere bırakan Eros, aniden üzerine benzin dökerek kendini ateşe verdi. Tüm aşıklar yavaş yavaş uyuşmaya başladılar. Eros yandıkça aşıkların başı dönüyordu. Sonunda Eros, bir kül yığınına dönüştü ve aşka dair ne varsa, insanlık tarihinden tamamen silindi.